kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2017 Pazar

selam.

Yazmayalı 2 aydan fazla olmuş. Artık daha çok tumblr'ı kullanıyorum yazmak istediğimde. Burayı daha işlevsel bir hale getirmeye karar verdim. Burayı daha çok doktora derslerim/ okuduğum kitaplardan notları yazdığım bir alana dönüştüreceğim yavaş yavaş, biraz bana hizmet edecek gibi görünüyor burası.

yarın doktora notlarım başlıyooor!


31 Aralık 2016 Cumartesi

2016 nasıl geçti ve bir merhaba..Hoşgeldin 2017!

Vuhuu! Bir yıl daha bitiyor be blog... ama yenilik iyidir, güzeldir. Şöyle bir 2016 değerlendirmesi yapalım mı o zaman?


  • 2016 benim için yarım kalan şeylerin bittiği, omuzlarımdaki yüklerin kalktığı bir yıl oldu.

  • Yüksek lisans bitti. Nasıl olacak, "ah bitmiyor!, çok sıkıldım" derken derken bir baktım savunma günü gelmiş ve son. Çok şükür! En büyük rahatlamam bundan geliyor.

  • Yılın yarısında bir süredir sürüncemede olan ilişkim bitti.  Bir defter de böyle kapandı. Olmayan bir ilişkiyi sürdürmektense yalnız olmak çok daha huzurlu.

  • Bu yıl ilk önce vegan oldum sonra vejeteryanlığa geçiş yaptım. Bu konu ile ilgili detaylı bir yazı yazıcam. Nasıl vegan oldum ya da olamadım:) ve vejeteryanlığa geçtim. Şimdilik şunu söyleyebilirim ki bu hayatımla ilgili müthiş bir farkındalık oldu ve beslenme konusunda yaşadığım bilinçlenme yaşam tarzımda önemli değişimleri de beraberinde getirdi.

  • Pilatese başladım bir spor salonunda. Yeterince zaman ayıramadığım ve ulaşım problemleri gibi sebeplerden yıl ortasında bıraktım. Meditasyon yapmaya başladım. Bu yıl özellikle yazın yürüyüş yaptım bolca.

  • Genel olarak sağlıklı beslendim. Kahvaltıyı aksatmamaya çalıştım. Yulaflı kahvaltı bu yıl en sevdiğim kahvaltı oldu. Evde hazırlayıp iş yerimde yanında yeşil çayla birlikte tükettim. Meyve yemeye ve bol su tüketmeye çalıştım. Yıl sonuna doğru annemin gelişiyle 2-3 kilo aldım. Şikayetçi değilim :)

  • Pek hasta olmadım 2016'da. İki 20'lik dişimi çektirdim. Gömülü olanı çektirdikten sonra bi 10 gün şişko yanakla gezdim o kadar. Geçenlerde de aşırı aşırı yaramaz kedim Kimyon hanım sabaha karşı burun kanamasıyla uyandırdı ve hastanelerde vakit geçirdik biraz. Korkuttu bizi ama neyseki iyi şu an. Oradan oraya adeta uçarken bi yere çarpmış olmalı.

  • Bu yıl az film izledim. Sinema ve tiyatroya özellikle yılın 2. yarısında hemen hemen hiç gidemedim tez çalışmalarımdan dolayı.

  • Yine aynı sebeplerden akademik okumalar dışında keyfi kitap okumalarım epey az oldu. Goodreads'ten kontrol ettim 2016 challenge hedefim 25 kitapmış ve ben 8 kitap okumuşum. Bunlar çocuk kitapları ve birkaç kişisel gelişim kitabı. Aradan sıyrılan Orhan Pamuk'un "Kırmızı Saçlı Kadın"ı var. Bunca yoğunluğuma göre yine de okumuşum bir şeyler. Kendimi tebrik ediyorum. ^.^

  • 2016'da bloğa az uğramışım, 20 yazı yazmışım. Bir challenge'a katılmışım.

  • Ankara, İstanbul ve İzmir'e gittiğim bu yıl başka bir yere seyahat etmedim. Halbuki 2016'ya Lviv'de girerken bu yılın bol seyahatli olmasını dilemiştim. Kısmet!

  • Ekonomik olarak borçlarımın azaldığı ve rahatladığım bir yıl oldu. Mutluyum. Az biraz daha öğrenim kredisi borcum kaldı, hepsi bu.

  • 2016'da arkadaşlarımı çok sık olmasa da gördüm. İstanbul'da ve İzmir'de. Yakın bir arkadaşım da buraya geldi ve beni çok mutlu etti. Yeni insan çok tanıdım mı hmm bi düşünelim..pek değil.

  • Kendimden ve hayattan ne istediğimi çözümledim az çok. 25 yaş bunalımı denilen ve ben bu hayatta ne yapacağım sorunsalı yavaş yavaş çözülmeye başladı. Kendimi rahat bırakınca keyif aldığım şeylerin tıpkı bir yapbozun parçaları gibi birleştiğini ve bana kendim ve hayattan beklediklerimle ilgili net bir tablo sunduğunu gördüm.

  • Saçım uzadı. Kahküllülükten hepsi bir boy uzun saça geçiş yaptım. Sade ve etnik (bohem mi demeliyim?) giyimin sevdiğim giyim tarzı olduğu konusunda netleştim. 

  • Bu yıl biraz ev için mobilya eksiklerimi aldım, biraz değil aslında eksiklerimin hemen hepsini tamamladım. Biraz da giyim ve makyaj malzemesi aldım (bkz. makyaj videolarının hayatımıza etkisi:)).

Aklımda kalanlar işte böyle. 2017 hoş gelsin güzel gelsin. Bize yenilikler getirsin. Ben 2017'den çok şey bekliyorum açıkçası, yani 2017'e giren kendimden :)

kaynak



Herkese mutlu yıllar!.
Dolunay Surat

28 Eylül 2016 Çarşamba

uzun zaman sonra yeni bir post olsun mu?

bütün yaz minik bir post bile olmaz mı? yazmadım ama neden sorun bir neden? çünkü çünkü tez. bilinçli bir yazmama durumuydu. dedim ki kendi kendime, "tez bitene kadar ne yeni bir kitap, ne blog, ne gezme-tozma yoook sevgili dolunay surat".

o zaman:




tezim bitince burada balonlar uçacak, yeni yazılar gelecek. az kaldı. 

yakında dönüyorum.

çok yakında.

19 Mayıs 2016 Perşembe

2balık 1kedi'nin tatlı hediyesi ve çekiliş talihlisi bir ben.

Canım 2balık 1kedi'nin çekilişinin bana çıktığını duymayan kaldı mı bilmiyorum ama buradan ona tekrar teşekkür etmek istedim. Çünkü dün bir arkadaşım, "bak sana kargo geldi" diye paketi getirdiğinde ve 2balığın ismini gördüğüme çook mutlu oldum vee paketi açınca ağzım kulaklarıma vardı tabii ki. İşte 2balığın tatlı hediye paketi:



vee içindekiler:



m&m'si yerken çokça Elif'i ve seni andım 2balık. çokça sevgiler.






18 Nisan 2016 Pazartesi

Ben de varım challenge'ta heheyt!

Canım ablam Mutlu Keçi'nin bloğundaki yeni yazısından gördüm Saçaklı'nın meydan okumasını. Ve ben de katılmaya karar verdim. Bu ilk challenge deneyimim. Heyyo. Heyecanlıyım!

Hemmen sorulara geçiyorum.

1. Müzik listenizdeki ilk 10 şarkı nedir?

Çok karışık bir müzik zevkim var. Arabesk de severim jazz da. Ruh halime göre değişiyor. Şimdi son zamanlarda en çok dinlediğim 10 şarkıyı paylaşıcam.

1. Simon&Garfunkel- Bookends
2. Radio Tarifa-Nina
3. Eleni Karaindrou- The Weeping Meadow
4. Paola Nutini- These Streets
5. Hüsnü Arkan-Kırık Hava
6. Ceylan Etem- Kaçıncı Yarın
7. Şebnem Ferah- Durma
8. About Time- How Long Will I Love You
9. Eddie Vedder- Society
10. The Smiths- Please, Please, Please Let Me Get What I Want

2. Göbek adınız nedir? Sizin için önemini anlatabilir misiniz?

Annem çocukken göbek adımın babannemin ismi olan Zülfiye olduğunu söylerdi. Ama ben hala buna inanmak istemiyorum.

3. Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın.

Bi an "bu ne biçim soru arkadaş" diye aklımdan geçmedi değil. Cüzdanımda para, kartlar (ayıklanmayı bekleyen oradan buradan bir sürü kart), benim için zamanında çok değerli olan birinin bir zamanlar yazdığı minik bir not, vesikalık fotoğraflar ve nüfus cüzdanım var.

4. Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden?

Sanırım ablam olmadan yaşayamam. İnsan her durumda ne olursa olsun yaşar mantığı pek bana göre değil. Bilmiyorum. Ama en çok sevgisiz yaşayamam. Hayatımda bana aşık olan biri yoksa hayat vasat sanki. Aşık Veysel'e sormuşlar neden böyle mutsuzsun diye, "Ne ben birine aşığım ne de biri bana aşık." demiş. Ya da Gülten Akın'dan "Bir büyük oyun yaşamak dediğin/ Beni ya sevmeli ya öldürmeli" de olabilir hislerime tercüman olan cümleler.

5. Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir şey var mı?

Postcrossing aracılığı ile gelen kartları biriktiriyorum. Bilmeyen varsa şöyle bir yazı yazmıştım postcrossing ile ilgili. Çok keyifli bir arşiv oluyor zamanla.

6. Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?

Eskiden olsa kedi derdim ancak yaklaşık 4-5 ay önce kedim Jeton evden kaçtığından beridir kedi sahiplenmek istemiyorum artık. Ama bir kere bir hayvanla aynı evde yaşamaya alışınca insan yine istiyor. Onun hareketleri, varlığı, uyuması bile inanılmaz bir güven ve huzur veriyor insana. Köpek sahiplenmeyi çpk isterdim/istiyorum ama bir apartman dairesinde yaşadığımdan mütevellit sahiplenemiyorum komşuları rahatsız etmeyeyim diye :(

7. Yatarken ne giyersiniz?

Uyurken olabildiğince rahat ve varlığını az hissedeceğim yumuşak pijamalar giyiyorum.

Artık günü gününe challenge'a devam edicem.

Keyifle,
Dolunay Surat.

5 Nisan 2016 Salı

BU SEFER GERÇEKTEN DÖNDÜM!

Herkese merhaba. Hala buraya girip bakan birileri olduğunu görmek güzel.

Ben bir süredir yoğun bir şekilde çalıştığım seminerimi teslim ettim. Birkaç gündür de aylaklık yapıyorum. Dizi-film-kitap modundayım.

Sıra sıra yazılar gelecek. Yarından itibaren baş-lı-yo-rum.

not: işten gelince çok yorgun oluyorum nedense ve kolum kalkmıyor özellikle yemekten sonra. neden neden ve bu nasıl düzelecek?


29 Aralık 2015 Salı

2015'e elveda, 2016'ya merhaba!

2015 yılı nasıl geçti?


  • Yüksek lisansta tez dönemine geçtim.

  • Penceremdeki çiçeklerle adım adım hayatıma biri girdi. 

  • Çocukluk arkadaşımı kaybettik.

  • Evimi yeniden dekore ettim.

  • Hemen hemen 2 yıldır yaşadığım bu şehirden gitmeye karar verdim bu yıl.

  • 2014 Aralık ayında sahiplendiğim kedim Jeton geçtiğimiz aylarda evden kaçtı ve bir daha da dönmedi.

  • Goodreads 50 kitap hedefimin gerisinde kalıp 50 yerine 16 kitap okumuşum. En sevdiğim kitap Semerkant oldu okuduklarım arasında.

  • Epey güzel filmler izledim bu yıl. Dizi konusunda da epey verimliydi. Outlander, Downton Abbey, My Mad Fat Diary, Mildred Pierce vs.

  • Bu yılda en çok Simon and Garfunkel-Sound of Silence şarkısını dinledim.

2016'ya günler kala heyecanlıyım. Hem yeni yıl geldiği için hem de ta taaam Ukrayna'ya gidiyoruz, Lviv şehrine. (: Yeni yıla orada gireceğiz.



Böyle rengarenk bir şehir.

Sizin için de gezerim merak etmeyin. (:


Selamlar





    18 Aralık 2015 Cuma

    Anket sonuçlandı!


    En sevdiğiniz kış ikilisi nedir?

     
    Ankete toplamda 6 kişi katıldı. Kitap-kahve/çay ikilisi en çok oy alan seçenek oldu.

    Katılanlara teşekkür ederim. 

    Sevgiler. (:

    14 Aralık 2015 Pazartesi

    son günler #1

    Merhaba!

    Bu seride ben son zamanlarda neler yaptım/neler keşfettim bunları okuyacaksınız. Her hafta pazar günleri yazmaya çalışıcam.

    Umarım seversiniz (:


    Geçtiğimiz haftaya çok güzel başladım çünkü bu oyunu izledim. Oyunun konusu epey tanıdık. Fosforlu Cevriye'nin aşk öyküsü. Aşk ve acı demek daha doğru sanırım. Epeydir hem oyunculukları hem de konusuyla keyif veren böyle bir oyun izlememiştim sanki. Müzikal olmasına rağmen oyuncular seslerini ve vücutlarını hiç bırakmadan kullandılar, canlılıkları hiç bitmedi. Oluşturdukları tipler çok gerçekçiydi. Tiyatrokare'nin bu güzel oyununu kaçırmayın bence. 6 Nisan'a kadar devam ediyor.


    Kontrbas-keman-piyanodan oluşan keyifli bir resitale gittik. Bu hafta kültür-sanat anlamında verimliydi. 


    Sevgili 2balık1kedi'den gelen ve beni çok mutlu eden yeniyıl kartı. Yanında da minik bir balon. Beni çok mutlu etti. Buradan da teşekkür ediyorum ona (:

    Üstteki de Hollanda'dan.


    Son zamanlarda favori kokum. Hafif, mis gibi.


    Bu nedir? Kuş yemi. Odamın penceresinden bir görüntü. Yarın gidince bakalım yemler bitmiş mi. Bu aralar etrafımda hep kuş var. Kuşlara doğru meyletmiş durumdayım. Yoksa bir kuş mu sahiplenicem diye içimden geçmiyor değil.


    Erkek arkadaşımı beklerken bahçede Harry Potter okudum. 2. kitabı. 


    Pavese'nin üçlemesinden bir kitap. Yalnız Kadınlar Arasında üçlemenin diğer kitabıydı. Onu sevmiştim. Bu hafta başladım bu kitaba.


    Dün bu animeyi izledik, Miyazaki'nin. Öyle hoştu ki. Bununla ilgili uzun bir yazı blogda olacak. 


    Bu serinin çok resimli az yazılı olmasını planlıyorum.

    Yeni hafta geldi bile. Bakalım bu hafta bizleri neler bekliyor olacak. Sevgiler,

    10 Aralık 2015 Perşembe

    Bir minik anketim var, eğlencelik.



    Evet eğlencelik bi anket. Sağda.

    Katılsanıza (:

    Postcrossing'i bilmeyenler buraya!

    Postcrossing ücretsiz bir kartpostal gönderme sitesi.



    Adım adım başlayalım.

    1. Öncelikle şu siteden üye oluyorsunuz. Sitenin tamamı İngilizce.
    2. Bir fotoğraf, kişisel bilgileriniz ve nasıl kartlardan hoşlanırsınız (manzara, kedili köpekli ya da sanatsal vs) gibi bilgiler veriyorsunuz. Adres bilgilerinizi orada belirtilen düzende yazmanız çok önemli, sırf bu yüzden kart alamayabilirsiniz bile.
    3. Profiliniz tamam. Kart alabilmeniz için öncelikle sizin kart atmanız gerekiyor. Sol tarafta yer alan 'send a postcard' seçeneğine tıkladığınızda size rastgele bir ülkeden rastgele biri çıkıyor. İlk etapta sanırım 4 ya da 5 tane kart gönderebiliyorsunuz. 
    4. Kart göndereceğiniz kişiler belli oldu. Sıra geldi kartlarınızı almaya. Kartları almadan önce kişilerin profillerini inceleyip nasıl kartlardan hoşlandıklarına göre kartları satın alabilirsiniz ya da keyfinize göre bir şeyler de atabilirsiniz.
    5. Kartlara dilediğinizce yazdıktan sonra eğer zarfta gönderecekseniz-ki bazı kişiler hususi olarak zarfta istiyor-zarfın sağ alta köşesine alıcı bilgilerini kişilerin profillerinden yazıyorsunuz. Kendi adresinizi yazmak zorunda değilsiniz. 
    6. En önemli şey her kişinin profilinde yer alan "TR-....." şeklinde numaraların olduğu ibareyi zarfın ya da kartın üst tarafına sağ ya da sol köşeye yazmanız.
    7. İster kendiniz pul yapıştırarak meydanlardaki posta kutularına atabilir ya da postanaye giderek kartlarınızı dünyanın farklı yerlerine gönderebilirsiniz. 
    8. İlk kartlarınız yerlerine ulaştıktan sonra size de kart gelmeye başlıyor. İşin en keyifli kısmı da bu sanırım. 
    Son gönderdiğim paketler. Ben artık zarfta gönderiyorum ve kart dışında buraya özgü birkaç şey de gönderiyorum, işi büyüttüm (:

    Bana gelenler


    Fotoğraf için bir minik üzgün ifade. Çünkü düzelmedi bir türlü böyle yüklendi. Başınızı azcık sağa eğip bakabilirsiniz ama (:

    Japonya, Almanya, Hollanda, Amerika, Viyana ve Fransa'dan benim kartlarım. En sevdiğim ikisinden biri The New Yorker yazan Monet'li kart. Fransa'dan gelmişti. Kartın arkasına bahçesinden minik bir çiçek koyup bantlamış, çok hoşuma gitmişti (:

    Diğeri de en alttaki pembe çiçekli. Japonya'dan. Bu kart zarfla gelmişti. İçinde bir Japon çayıyla hatta iki çay. Çok hoştu (:

    İster zarfsız sadece kart gönderin, ister benim gibi bir paket hazırlayın. Ben Türk kahvesi gönderecektim ve normal zarfa sığmadığı için böyle paketlemiştim. Ama sadece kart gönderdiğim de çok oldu. Size kalmış bir durum yani tamamen.

    Ben bu kart gönderme işini çok sevdim. İşten yorgun ve moralsiz çıkmışsınız mesela apartmana bir giriyorsunuz, "aa o da ne, posta kutunuzda zarflar". Birden yüzünüzde gülücükler açıyor tabi. Acaba bu sefer nereden diye bi heyecanla koştur koştur eve giriyorsunuz. Ben artık daha tadına varmaya çalışıyorum. Üzerimi değişiyorum, bi çay filan koyuyorum. Sonra koltuğa oturup açıyorum zarflarımı. Çok heyecanlı!

    Ee, yılbaşı da geliyor. Arkadaşlarınıza, sevdiklerinize ve postcrossing sayesinde dünyanın bir ucuna kart göndermeye ve de almaya var mısınız (:

    Benim en büyük isteğim bir gün o posta kutusunu açmak ve İzlanda'dan gelen bir kartla karşılaşmak.

    Biraz da ekşi'den yorumlara bakmak istersiniz belki postcrossing ile ilgili.


    8 Eylül 2015 Salı

    Bugün çok güzel bir gün.


    Ben bugün çok mutlu bir haber aldım.

    Karanlık bulutlar yavaş yavaş dağılmaya başladı. 

    Öyle mutluyum ki...

    (:

    7 Eylül 2015 Pazartesi

    Atın beni denizlere.


    Ben bu aralar üstü çizilecek yüklerle doluyum. Birinin üstünü çizdim bugün.

    YUPPİ.

    Neden bu görsel bilmiyorum. Sanırım özledim. İkinci kitabı kendime hediye olarak alacağım.

    Bir süredir hiç okuyamadım. O, bu, şu. Bahane üretme diyeceksiniz belki. Bahane değil, valla bak. Kötü bir psikolojideyken hiçbir şeye konsantre olamıyorum hem de hiçbir şeye.

    Ev çok kötü bir durumda olduğundan evde vakit geçirmeyi hiç sevmiyorum bu aralar.

    İkinci üstü çizilecek şey boya badana ve yerleşme. 2.si işin zevkli kısmı tabi.

    Sanki her şey buna bağlıymış gibi hissediyorum. Ev düzene girince daha bakımlı, spor yapan, sağlıklı beslenen biri olucam. Niye buna bağlı. Çünkü ev çok önemli.

    Aa, ben bir de keman kursuna kayıt oldum. 30 eylülde kursum başlayacak. Güzel bir haber değil mi?

    Gülmeye, huzurlu hissetmeye ihtiyacım var. O günler yaklaşıyor sanki. Ne dersiniz?

    Sevgili okuyucular, görüyorum girip okuyorsunuz yazılarımı sizde ne var ne yok? Sıkıntı, dert var mı? Olmaz olur mu dediğinizi duyar gibiyim (:

    Sevgi ve esenlikler efenim.

    1 Eylül 2015 Salı

    Eylül geldi, hoşgeldi!


    Yorucu bir Ağustos'un ardından Eylül.
    Çok karışık bir aydı benim için. Bir arkadaşım vefat etti. Bir diğeri evlendi ve kuzenim nişanlandı. Kazı zaten epey yorucuydu. Sonunda evdeyim.
    Yine de sanırım uzun bir süre "oh" diyemeyeceğim.
    Bu yıl bir derse girmeye başlayacağım. Bu da hazırlanması gereken sunumlar demek.
    Teslim edilmesi gereken bir seminer ve bir tezim var.
    Bu hafta sonu erkek arkadaşımla benim evimi boyayacağız. Eylül geldi, düzen tertip başlasın değil mi ama.
    Bazen her şey çok ağır geliyor, tüm sorumluluklar. Muhtemelen herkese oluyordur bu.
    Yazmayı unutmuşum.
    Şimdilik bu kadar.
    Sonbahar geldi.


    6 Temmuz 2015 Pazartesi

    endişelenmeyi bırakın.

    gerçekten. bırakın. let it go.

    çünkü endişelenince de olmuyor.

    şimdi size kaygı veren şeyi içinizden alın ve dışarıya gönderin pencereden. gidişini izleyin. ve derin bir nefes alın.

    işte bu kadar.

    aslında amacım bu değildi yazmaya başlamadan. ben bu aralar çalışıyorum başıma ağrılar gire gire. tatil yapmak istiyorum (neyseki az kaldı) kimler tatilde kimler çalışıyor ve molalarda blog okuyor diye soracaktım.

    buydu tek amacım.

    3 Haziran 2015 Çarşamba

    Bir "Mim" de benden!

    Zihnin Arka Sokakları bloğu mimlenmiş, kendisi de isteyen kendi kendini mimleyebilir demiş. Ben de kendi kendimi mmliyorum ve sorulara geçiyorum. (:

    1. Bilgisayarının masaüstü görüntüsü nedir?

    Masaüstümü hemen hemen her gün değiştiriyorum. Dünden beri şu:


    2. Bir kafeye girdiğinde genellikle ne sipariş edersin?

    Çay, çoğunlukla.

    3. Google'da aradığın en son şey nedir?

    Tez Merkezi'nden tez.

    4. Mesajlaştığın ya da konuştuğun en son kişi kim?

    Erkek arkadaşım.

    5. Tiyatroya en son ne zaman gittin?

    Bir hafta ya da 10 gün önce. Çehov'un kısa oyunlarından derlenmiş bir oyundu: "Ve Daha Bissürü"

    6. Sinemaya en son ne zaman gittin?

    Sanırım 3 hafta oluyor. Peşimdeki Şeytan'a gittim.

    7. Hangi diziyi herkes izlemeli?

    Tabiiki Breaking Bad. Ama son zamanlardaki favorim Wayward Pines. Bunu da herkes izleyebilir.

    8. Seni en çok ne çıldırtır?

    Haksızlık.

    9. Ne zaman uyanırsın?

    7-7.30 gibi.

    10. İnternetteki ilk adın?

    Hatırlayamadım.

    11. Favori emojin nedir?

    32 diş gülen surat ve yapraklar.

    12. Kedi mi köpek mi?

    Kedi kedi kedi (:

    13. En son ne tür müzik dinledin?

    The Smiths.

    14. Kuzey mi güney mi?

    İzlanda'ya ve İskandinav ülkelerine gitme hayali olan biri olarak kuzey diyorum. her zaman KUZEY.

    15. İstanbul'la ilgili en sevmediğin şey?

    İstanbul'da yaşamıyorum ama kalabalık diyebilirim.

    16. İstanbul'da en sevdiğin üç semt?

    Kuzguncuk, Moda, Cihangir.

    17. Kafanda genel olarak ne olur?

    Bitmeyen işler. Bazen de doğanın güzelliğini fark edip her şeyi boşveririm.

    18. Komedi mi dram mı?

    Dram.

    19. Çay mı kahve mi?

    Çay, her daim.

    20. Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun?

    Tomris Uyar'ın Derin Kazın öyküsünü okuyordum.

    21. Son olarak bir sırrını paylaş?

    İlkokuldayken öğretmen saçımda bit bulmuştu.

    12 Mayıs 2015 Salı

    Bu aralar ben.


    Hava soğudu, esiyor. 

    Bazı eylemleri düşünürken eylemleri yaparken aldığımdan daha çok keyif alıyorum.

    Şaşırtıcı haberler alıyorum.

    Kedimle oynuyorum.

    Fast-food besleniyorum. Bu durumu sevmiyorum. 

    Planlar yapıyorum. Bazıları bozuluyor bazıları gerçekleşiyor.

    Birisiyle çok gülüyorum.

    Çok çay içiyorum.

    Güzel kahvaltılar yapıyorum.

    Her gün 1 takvim okuyorum. 

    Tomris Uyar'ın Dizboyu Papatyaları'nda kayboluyorum.

    Meyve yemiyorum.

    Haftasonu Ankara'ya gidiyorum.

    Bol bol pencereden dışarılara bakıyorum.

    Yürüyorum.

    Güzel filmler izliyorum.

    Yurtdışında yaşama hayalleri kuruyorum.





    21 Nisan 2015 Salı

    That makes me HAPPY!


    Yarın İstanbul'a gidiyoruuum!

    5 günlük bir tatil beni bekliyor. Bol bol gezip, ablama sarılıp arkadaşlarımla görüşücem. 

    yuppi! 
    :)


    11 Nisan 2015 Cumartesi

    Son 1 haftam...

    Herkeşlere merhaba. Bu güzel Cumartesi gününde tertemiz havayı içimize çekelim, güzel bir kahvaltı yapıp, bilmediğimiz yollarda uzun yürüyüşlere çıkalım, yeni kitaplar alalım, yaşamın değerini bilelim,, derim ben ^^


    Tamtamına 1 hafta yazmamışım bloga. Her gün yazma sözümü epey aksatmışım. Neden bilmiyorum. Yoğundum evet ama bu bir bahane değil elbette. Yine de kızmayın bana olur mu?


    Bu geçen haftasonundan sanırım. Arnavut kaldırımlı taş sokaklarda yürüdük de yürüdük...


    Çok şahane bir kitabevi Çizgi. Aradığınız çoğu kitabı bulabileceğiniz, pencere kenarına yerleştirilmiş taburelere oturup çayınızı yudumlarken kitaplarınızı inceleyebileceğiniz sıcacık bir yer. 


    Yorgunluk çayım ve kitaplarım...


    Çizgi'nin kitap ayraçlarına bayıldım, tasarımları çok hoş gördüğünüz gibi. Tezer Özlü'nün kitabını bitirmek üzereyim. 1982-83 yıllarında Milliyet Sanat'taki yazılarını ve denemelerini içeriyor kitap. Karamsar olarak nitelendirilen sevgili Tezer Özlü'nün sinema ve sanat alanında bu kadar donanımlı olduğunu düşünmemiştim ben. Farklı yönlerini görebiliyoruz bu kitapta.


    Bu görüntüye aldanmayın, çok yoğun bir haftaydı pek ders çalışamadım.  üzgün surat.


    Daha önce bahsettim mi bilmiyorum çok hoş bir yer "Hiç Hane". Gördüğünüz gibi renkli sandalye ve masaları, tabloları ve film afişleriyle ruhunuzu okşuyor. Her masaya da bir kitap koymuşlar, gönlümü fethettiler.


    Jehan Barbur. Çok eğlenceli bir konserdi. Minicik bir kadın. Nerden esiyorsa ordan söyledi, danslar etti ve gitti.


    Bugün Dünya Farkındalık ve Mutluluk Günü imiş.

    Herkese mutlu Cumartesi'ler o zaman.

    Sevgiler,,

    Roald Dahl sevgisi

    kaynak Roald Dahl- Bay ve Bayan Kıl