Yazma eylemi hayatımın önemli bir parçası. Ajanda, günlük, not defterleri başucu eşyalarım diyebilirim. Hemen hemen her şeyi yazanlardanım. İnternet ortamında bir şeyler yazmak ise hiç aklımda olmayan bir şeydi. Çünkü ben birkaç yıla kadar sosyal medya başta olmak üzere interneti olabildiğince az kullanan biriydim.
Sonra sevgili ablam Mutlu Keçi (o şu anda daha ünlü bir blogger, biraz onun ününden şanından faydalanayım) "ya kardeşim dedi bak sen bu kadar okuyosun, izliyosun bunları yazsana". Ben de ilk başta "ya ne gerek var ki, onu yazana kadar yeni bir şeyler okurum" modundaydım. Sonra gel zaman git zaman kanmaya başladım, yazsam mı ki dedim.
İlk olarak wordpress hesabım vardı. Sonra blogger daha samimi gelmeye başladı ve buraya geçtim. Blog ismim Dolunay Surat. Ne ki bu şimdi diye düşününler ve bilmeyenler için:
Ben çocukken Ay Savaşçısı siye bir anime vardı deli gibi izlediğimiz. Geçtiğimiz yıl yeni versiyonu çekildi hatta. Orada Usagi yani ay savaşçısı ile Mamoru'nun müthiş bir aşkları vardı. Mamoru, Usagi'ye hep "Dolunay Surat" derdi. Çok tatlıydı. Usagi, sakar, uykucu ve sulugöz bir tipti. Üçü de beni tanımlayan özellikler olduğun için bir bağlantı kurdum sanırım Dolunay Surat ismiyle (:
veee....
challenge biter. Bu güzelmeydan okuma için sevgili Saçaklı'ya teşekkür diyorum. Epey keyif aldığım ve beni kendim hakkında düşünmeye iten bir meydan okumaydı.
haydi bakalııım. challenge sonun bi öncesi zorluyor bizi.
yüksekten korkuyorum. daha doğrusu yüksekten düşmekten korkarım ben.
galiba en büyük korkum delirmek.
aileme bişey olmasından çok korkarım. aniden alakasız bi saatte telefon çalınca ürperirim. hatta" bişey oldu dimi bak sen bana söylemiyorsun" şeklinde paranoyaya bağladığım da olur.
yaşlanmaktan ve çirkinleşmekten korkarım.
şu hayatta istediklerimi gerçekleştiremeden ölüp gitmekten korkarım.
gece tek başıma yürümekten korkarım. korkmayan var mı?
Eskiye oranla daha az müzik dinlesem de ısrarla dinlediğim gruplar var. Birkaç yıl önce dinlemeye başladığım ve hatta şu an zil sesim de olan şarkının grubu birinci sırayı kapıyor.
1. Radio Tarifa
2. Beirut
Çok bilinmeyen, bir ara çok sevdiğim hala ara ara dinlediğim bir grupla noktalıyorum.
Ama sinir bozucu bir düzenlilik de değil bu. Dağınık, pis bir ortamda herhangi bir şey yapamıyorum ben. Önce evim/iş masam vs temiz ve düzenli olacak, ardından ben temiz olucam. ondan sonra ne yapacaksam yaparım genelde.
Bazen bu durum sıkabiliyor ama bir dağıtma evresine giriyorum arada bir. O dönemde bulaşık ve çamaşırlar bir deve dönüşerek canlanıyorlarmış gibi hissediyorum. O koltuktan öbürüne kucağımda bilgisayar, yanıbaşımda abur-cuburlar, çay-soda ne varsa tüketiyorum. Sehpanın üzerinde yer kalmayınca bitenleri kaldırıp yerlerine yenilerini ekliyorum.
Önceki sorularda Terazi burcu olduğumu söylemiştim ya işte bu da bir denge. Her zaman ama her zaman düzenli (psikolojik olarak da) insanlar vardır hani. Her gün aksatmadan yemek yapar, çalışır, akşam sevdiği bir programı izler, evi her daim düzenlidir vs. İşte ben böyle değilim. Özüm düzenli ama dağınık olduğum zamanlardan da ayrı bi keyif alıyorum.
Yoğunluktan yazamadım diyemeyeceğim, çünkü o kadar yoğun değildim. vakit ayıramadım bir türlü diyelim. neyse ki şimdi yazacağım. hemmen kaldığım yerden sorulara geçiyorum.
16. Hadi bize el yazınızı gösterin.
17.Burcunuz nedir? Sizinle uyumlu olan özellikleri?
Burcum Terazi. Tam bir Teraziyimdir. Nasıl mı? Terazi burcu isminden de anlaşılacağı üzere denge burcudur. Yani dengesi bozulduğu an bütün düzeni bozulur. Bu, her konuda böyledir. Aşk hayatı, iş hayatı, ev düzeni vs. Bunlar hem kendi içlerinde dengeli hem de birbirleriyle uyumlu olmalı, yoksa olmuyor.
Sonra Terazi tamamen düzenli bir hayat istemez bundan sıkılır like me. Düzenli olarak işe gidip-gelme, sakinlik, durgunluk ve huzur gibi unsurları her ne kadar sevse ve istese de bu onu sıkar ve bir anda dağıtır. bu kadar düzen ona fazla gelir. aslında bu da yine dengeyle ilintili. iyi ve kötü- düzen ve dağınıklık arasında da bir denge tutturmalı.
Adaletin burcudur Terazi. Haksızlığa, eşitsizliğe tahammül edemez. Başkalarının haklarını savunmaya da pek meraklıdır. Yolda, otobüste haksızlığa uğrayan biri olduğu zaman müdahale etmemesi kaçınılmazdır neredeyse.
Gezegeni Venüs olan burcun kadınları çok zarif, güzel, uzun boylu, ince varlıklardır. Güzele ve güzelliğe meraklıdırlar. Estetik her şey çok hoşuma gider benim de. Orantısız şeyler ise iter.
Kibarız, düşünceliyiz, iyi niyetliyiz daha ne olsun arkadaşım!
18. Katıldığınız ilk konser hangisiydi?
Hiç hatırlamıyorum desem. Aklımda kalan İzmir fuarda ailemle bi çay bahçesinde oturduğumuz ve Nadide Sultan'ı gördüğümüz. Ama yolda mı gördük konsere mi gelmişti onu bilemiyorum. Temennim konsere gitmemiş olmamız tabi ki. Ailem bize bunu yapmış olamaz!
19. Satın aldığınız son giysilerle birlikte bir fotoğrafınızı paylaşır mısınız?
Şu anda okuldayım. Unutmazsam eve gidince eklerim fotoğraf.
20. Günün birinde nereyi ziyaret etmek ya da nerede yaşamak isterdiniz?
Tabii ki İzlanda. O kadar istiyorum o kadar istiyorum ki. Yıllardır hayalim oraya gitmek. Kuzey ülkeleri genel olarak en çok ziyaret etmek istediğim yerler.
Buzdan Hayaller filmini izlememle İzlanda aşkım başladı. Umarım çok yakında giderim.
21. Sizi güldüren 5 kelime ya da söz öbeğini listeler misiniz?
Aklıma hiçbir şey gelmedi şu an. :(
22.Sahip olduğunuz en kıymetli şey nedir? Neden kıymetli?
Annem ve ablam. Onlar benim her bişeyciklerim çünkü. Beni karşılıksız seven ve her koşulda iyiliğimi isteyen insanlar.
Bunun dışında içimdeki yeni şeyler yapma isteği ve hayallerim de çok kıymetli çünkü onlar beni hayatta tutuyor.
23. Yaparken heyecan duyduğunuz bir şeyden bahseder misiniz?
Hızlı bisiklet sürmek. Dikkat edin yalnız bisiklet sürmek de çok keyifli ancak ben hızlı sürmekten bahsediyorum. Boş ve güvenli bir alanda tabi. Düz bir zemin ve güzel bir bisiklet verin ben de özgürlük diye bağırarak hıphızlı bisiklet süreyim. Müthiş bir heyecan!
24. Şu an okumakta olduğunuz ya da son okuduğunuz kitap nedir?
Şu anda Hermann Broch'un Büyülenme isimli kitabını okuyorum. Henüz kitabın başlarında olmama rağmen kitap konusu itibariyle çok sardı. Marius Ratti isimli bir adamın bir köye gelerek insanların düşüncelerini değiştirmeye başlamasını konu ediyor. Kitap, bir doktorun ağzında anlatılıyor. Daha şimdiden, doğaya ve insana dair çok güzel bir anlatımla karşılaştım. İlerleyen bölümlerini merak ediyorum.
Herkeşlere miriba. İşten geldiğimden beri hala yemek yemedim, çay içtim. Yemek sipariş etmişken ve onu beklerken geciktirdiğim günleri yazıcam. Hazır mıyız? Hadi bakalım.
4-5 gündür İstanbul'da ablamın yanındaydım. Öyle güzeldi ki (dönüş hariç,çünkü Anadolu Jet'in saçmalıkları yüzünden pazar günkü uçağa binemedim. neymiş efenim siz bagajınız olmamasına, check-in'ninizi yapmış olmanıza rağmen uçuşa 45 dakika kala biletinizi almazsanız uçağa binemiyorsunuz. ancak bir de şöyle bir durum var. ben bulunduğum şehirden İstanbul'a giderken check-in yapmamama rağmen ve uçuşa 35 dakika kala havaalanında olmama rağmen sorunsuz uçtum. şehre göre değişiyor demek ki bu saçma uygulama. neyse sonra pazartesi sabah 5.15'e bilet aldım. saat 1'deki havaşla havaalanına gelip yaklaşık 4 saat uykusuz bekledim. çok zordu, çok.).
Dönüş saçmalıkları dışında ablamın güzel evinde vakit geçirdim. İlk gittiğim gün ablam işteyken tek başıma Kadıköy ve Moda'da güzel güzel gezindim. Moda Çay Parkı'nı çok seviyorum ben. Nerdeyse her gün oraya gidip bol bol çiğdem çitledim, çay içtim. Denizi seyrettim, insanları izledim. Sonra arkadaşlarımla görüştüm. Çok güzeldi. Ha, bir de ablamın kedisi Kekik hanımla oynadım çokça. Kızgınlık döneminde olduğundan hiç kaçmadı, mıncırdım da mıncırdım. Normalde hiç kucağa bile gelmez. Böylesine güzeldi işte İstanbul yolculuğum. Son not olarak size bir güzel cafe önereyim. Naan Bakeshop. Moda'da. Ekmeklerini kendileri yapıyorlar ve çok leziz sandviçler, kekler, türlü türlü şeyleri var.
Evet, hala bu yazıyı okuyorsanız sorulara geliyorum. Çok sıkmadım umarım (:
10 ve 11: Güçlü ve zayıf yönler?
Güçlü yönlerim hmm...
sanırım en güçlü yönüm çok iyi niyetli olmam. bi de mükemmeliyetçiyim.
şaka şaka! ikincisi doğru ama onu kötü yöne eklicem. az sonra...
güvenilir biri olmam sanırım en güçlü yönüm. her türlü sır saklanır, her türlü kuyuya en güçlü halatımla inebilir, ağlarken burnunuzu tişörtüme silebilirsiniz (:
bir de hiç kıskanç değilim diyemem. ancak sevdiğim insanlar iyi şeyler yaptığında hasetlenmem aksine bu bana ilham verir. bu yönümü gerçekten çok seviyorum. etrafımda (iş) o kadar çok hasetli tip var ki. bir şey anlatıyorsunuz mesela, çok basit bişey. sevdiğiniz yeni bir krem, gittiğiniz güzel bir mekan vs. hep bir bok atma "ay, ben onu hiç sevmemiştiiieeem, ay o kafe mi ııööö" şeklinde garip tepkiler. böyle biri olmadığım için çok mutluyum. tabi bunlar hep kendine güvenle ilgili.
sonra ımmm. bakalım başka ne var. espirili ve hoşsohbet biri olduğumu düşünüyorum. kafama göre biriyse bir de karşımdaki oh değmeyin keyfime.
gelelim zayıf yönlere.. bu konuda çok düşünmeme gerek yok (:
kendimize karşı nasıl acımasızız dimi. konu kendimizi eleştirmek olunca açarız ağzımızı yumarız gözümüzü. ve açıyorum ağzımı...
bi kere ben saçma mükemmeliyetçi bir tipim. ama mükemmeliyetçilik sandığınız gibi elinizdeki bir işi en iyi, en güzel şekliyle yapmak/yapabilmek değil, bu tavrınızdan ötürü kendinize çok yüklendiğiniz için o işi sürekli ertelemek ve sonunda umursamaz biriyle aynı kalitede belki daha da kötü bir iş ortaya çıkarmak demek. değiştirmeye çalışıyorum bu yönümü.
sonracığıma, bi süredir edindiğim zayıf bir yönüm ise kontrolcülük. bu da aslında mükemmliyeçiliğin uzantısı bir şey. yapacağınızı bir işi önceden tasarlamak kafanızda. bu yavaş yavaş bütün bir hayatınıza yayılan bir durum. diyelim uyandım. şimdi bugün önce şunu yaparım, sonra bunu sonra öbürünü ooh. her şeyi yapmadan düşünmek çok yorucu. bunu düzeltmek için aniden bişeyler yapmaya çalışıyorum artık. hiç düşünmeden.
gelelim diğer soruya.
12: İlk arabanız neydi? Peki ya şu anda kullandığınız araç?
Arabam yok. Ehliyetim de. Toplu taşıma ve ayaklarım benim araçlarım. Yürümeyi çok severim. 13: Favori şiiriniz ya da sizin için anlamı olan bir şiir var mı?
Nazım Hikmet, en sevdiğim şairlerden biri.
"Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız lafı bile edilmez mikroskobik bir zaman
Bana sorarsanız on senesi ömrümün"
Atilla İlhan- Emperyal Oteli
"emperyal otelinde üç gece kaldık
fazlasına paramız yetiyordu
gözlerin gözlerimden gitmiyordu"
"Üstü Kalsın" oyununu izlediğim için şanslıyım sanırım. Hakan Gerçek nasıl güzel okudu Cemal Süreya'nın şiirlerini. En güzeli de bu, en sevdiğim: Üvercinka.
15: Favori mevsiminiz hangisi? Neden?
Favori mevsimim sonbahar. Çünkü, yeni bir dönemin başlaması, okulların açılması, kitap- defterlerin ortaya çıkması, sokakta üşümeler, ince hırkalar. seviyorum işte sonbaharı.
Hayvanlarla oynarken çok gülerim. Jeton'un hareketlerine çok gülerdim eskiden. Kedilerin kendi kendilerine özellikle kuyruklarıyla dövüşmeleri çok komik oluyor.
Çok güldüğüm arkadaşlarım var. Ben de çok espiriliyimdir kendimi övmek gibi olmasın ama. En kıl durumda bile gülünecek bir şey bulurum. Kendimle dalga da geçerim ve bununla çok eğlenirim. Özellikle ablamla çok güleriz. Geyik yapmak çok keyifli bir şey. Bir kere başlayınca durulmuyor (:
Annem de komik kadındır. Bir gün yolda giderken karşıdan bir kadın geliyor. Annem kadına "iyiyim, sen napıyon" dedi. Döndüm "anne, kadın sana bişey sormadı ki" dedim. Çok gülerim hep bu anıya.
İnternet geyiklerine çok gülüyorum bir de. Saçma şeylere de çok gülerim. İğrenç espirilere falan. "off çok saçma deyip deyip gülerim" iğrenç espirilere meraklı bir arkadaşım var. o, sürekli kahkalarla telefondan bir şeyler gösterir "şuna bak şuna hahaha" diye. onlardan bazılarını paylaşıcam.
Canım ablam Mutlu Keçi'nin bloğundaki yeni yazısından gördüm Saçaklı'nın meydan okumasını. Ve ben de katılmaya karar verdim. Bu ilk challenge deneyimim. Heyyo. Heyecanlıyım!
Hemmen sorulara geçiyorum.
1. Müzik listenizdeki ilk 10 şarkı nedir?
Çok karışık bir müzik zevkim var. Arabesk de severim jazz da. Ruh halime göre değişiyor. Şimdi son zamanlarda en çok dinlediğim 10 şarkıyı paylaşıcam.
1. Simon&Garfunkel- Bookends
2. Radio Tarifa-Nina
3. Eleni Karaindrou- The Weeping Meadow
4. Paola Nutini- These Streets
5. Hüsnü Arkan-Kırık Hava
6. Ceylan Etem- Kaçıncı Yarın
7. Şebnem Ferah- Durma
8. About Time- How Long Will I Love You
9. Eddie Vedder- Society
10. The Smiths- Please, Please, Please Let Me Get What I Want
2. Göbek adınız nedir? Sizin için önemini anlatabilir misiniz?
Annem çocukken göbek adımın babannemin ismi olan Zülfiye olduğunu söylerdi. Ama ben hala buna inanmak istemiyorum.
3. Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın.
Bi an "bu ne biçim soru arkadaş" diye aklımdan geçmedi değil. Cüzdanımda para, kartlar (ayıklanmayı bekleyen oradan buradan bir sürü kart), benim için zamanında çok değerli olan birinin bir zamanlar yazdığı minik bir not, vesikalık fotoğraflar ve nüfus cüzdanım var.
4. Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden?
Sanırım ablam olmadan yaşayamam. İnsan her durumda ne olursa olsun yaşar mantığı pek bana göre değil. Bilmiyorum. Ama en çok sevgisiz yaşayamam. Hayatımda bana aşık olan biri yoksa hayat vasat sanki. Aşık Veysel'e sormuşlar neden böyle mutsuzsun diye, "Ne ben birine aşığım ne de biri bana aşık." demiş. Ya da Gülten Akın'dan "Bir büyük oyun yaşamak dediğin/ Beni ya sevmeli ya öldürmeli" de olabilir hislerime tercüman olan cümleler.
5. Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir şey var mı?
Postcrossing aracılığı ile gelen kartları biriktiriyorum. Bilmeyen varsa şöyle bir yazı yazmıştım postcrossing ile ilgili. Çok keyifli bir arşiv oluyor zamanla. 6. Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?
Eskiden olsa kedi derdim ancak yaklaşık 4-5 ay önce kedim Jeton evden kaçtığından beridir kedi sahiplenmek istemiyorum artık. Ama bir kere bir hayvanla aynı evde yaşamaya alışınca insan yine istiyor. Onun hareketleri, varlığı, uyuması bile inanılmaz bir güven ve huzur veriyor insana. Köpek sahiplenmeyi çpk isterdim/istiyorum ama bir apartman dairesinde yaşadığımdan mütevellit sahiplenemiyorum komşuları rahatsız etmeyeyim diye :(
7. Yatarken ne giyersiniz?
Uyurken olabildiğince rahat ve varlığını az hissedeceğim yumuşak pijamalar giyiyorum.