17 Mayıs 2017 Çarşamba

yeni bloğum.

Doktora için yeni bir blog açtım!

Bakmak için bir tık.


Sevgiler,
Dolunay Surat

14 Mayıs 2017 Pazar

selam.

Yazmayalı 2 aydan fazla olmuş. Artık daha çok tumblr'ı kullanıyorum yazmak istediğimde. Burayı daha işlevsel bir hale getirmeye karar verdim. Burayı daha çok doktora derslerim/ okuduğum kitaplardan notları yazdığım bir alana dönüştüreceğim yavaş yavaş, biraz bana hizmet edecek gibi görünüyor burası.

yarın doktora notlarım başlıyooor!


26 Şubat 2017 Pazar

Captain Fantastic filmi üzerine..

2016 yapımı Matt Ross'un yazıp yönettiği bir Amerikan filmi. Film, konusu itibariyle ilgi çekici ancak konunun bazı hususlarda tek yönlü bir bakış açısıyla işlenmiş olması bir olmamışlık hissi yaratıyor.



Filmde Ben Cash isimli bir abimiz var, altı çocuğuyla medeniyetten uzak bir yaşam sürüyor. Eşi manik depresif olduğu için şehirde hastanede yatıyor. Çocuklardan üçü 7-8 ve 10 yaşlarında, diğer üçü ise 17-18. Aile, Abd'nin Kuzeybatı Pasifik ormanlarında yaşıyor. Avcılık ve toplayıcılıkla besleniyorlar. Babaları çocukları her türlü tehlikeye karşı kendilerini savunabilecek şekilde yetiştiriyor. Onların fikirlerine saygı duyuyor ve kendi fikirlerini beyan edebilmeleri için olanak sağlıyor. Noam Chomsky'nin ve onun fikirlerinin  hayatlarında önemli bir yeri var.

Annelerinin ölümü ile ailenin karavanlarına atlayarak şehre annelerinin cenazesine gitmesi ve Budist olduğu için yakılmak isteyen anne Leslie'nin gömüleceği mi yoksa yakılacağı mı hikayesi üzerinden çocukların şehir yaşamına olan yabancılıkları üzerinde duruluyor.

Ailenin ormandaki günlük yaşamını izlemek çok keyifliydi. Erken uyanan, spor yapan, kendilerini savunmayı öğrenen çocuklar akşamları ateş başında babalarıyla okudukları kitapları tartışıyor. Doğanın bilincinde, kendilerini keşfettikleri günler geçerken akıp giden zamanı umursamıyorlar.





Şehre gittikleri zaman evlerinde kaldıkları teyzeleri  ve kuzenlerinin "medeni" yaşamı iki ailenin arasındaki uçurumu ortaya koyuyor. Akranları olan çocuklar yemekte bile ellerinden düşürmedikleri telefonları, öldürmeye dayalı savaş oyunları ve giyindikleri markalar, aileleriyle mesafeli ilişkisi içinde bizlere benzeyen "modern" ama bilinçsiz bir hayat yaşıyorlar. Baba Ben çocuklarıyla her şeyi paylaşıyor; uyuşturucu, cinsel ilişki vs gibi çocukların sorduğu sorulara üstünkörü cevaplar vermiyor, her şeyi onlara tek tek açıklıyor. Teyzeleri ise bu ve bunun gibi konuları çocukların bilmemesi gereken şeyler olarak görüyor. Dışarıdan şehirli ve medeni görünen bu insanlar aslında hem kendilerine hem de birbirlerine yabancılaştıkları bir hayat yaşıyor. Yemekte amcanın sessizce eşinden onay aldıktan sonra Ben'e başsağlığı dilemesi ve kurduğu cümlelerin yapmacıklığı tam bir şehirli tavrıydı ve çok tanıdıktı.



Bizler tıpkı bu aile gibi beton evlerde yaşayıp, beton yollarda işimize gidip sahte gülücükler dağıtıyoruz. Sözüm ona organik beslenmeye çalışıyoruz ama plastiklerle çevrelenmiş durumdayız. Günler geçerken hem kendimize ve vakit geçirmek zorunda olduğumuz samimiyetsiz ortamlardan dolayı çevremize yabancılaşıyoruz. Müthiş bir yüzeysellik içinde kayboluyoruz. Evli olanlarımız haftasonları çocuklarıyla alışveriş merkezlerine gidiyor; çocukları oyun alanlarında oynarken onlar alışveriş yapıyor ve ardından Burger'larda yemek yiyip ne kadar modern oldukları için içten içe mutlu oluyorlar. Bu durumda bir düşünüyor insan medeniyet adı altında yaşamaya çalıştığımız bu yaşam düzeni bize ne verebilir, neleri alır götürür?

Diğer açıdan bakalım. Ailenin gerçek hayattan uzak ve bu farklı yaşam tarzı onları  nasıl etkiliyor. Çocuklardan biri Bo, annesiyle gizlice çalışmaları sonucu Yale gibi pek çok iyi üniversiteden kabul mektubu alıyor ve babasına üniversiteye gitmek istediğini söylüyor. Her ne kadar babaları onların üniversiteden öğrenecek bir şeyleri olmadığına inansa da Bo, "kitaplardan okumadıkça, bir okula gitmedikçe hiçbir şey öğrenemiyorum" diyor. Ve sonunda nitekim başta Bo ve diğer çocuklar okula gitmeye başlıyor. Bir diğer örnek Bo'nun ilk kez bir kadınla öpüştüğünde onun eşi olmasını istemesi karşısında onunla dalga geçmeleri. Aile bireylerinin davranış biçimlerinin toplum normlarıyla çelişmesi onların o hayata uyum sağlamalarını zorlaştırıyor ancak toplumdan tamamen izole bir hayat sürmek de onları eninde sonunda mutsuzluğa sürükleyecektir, bu da çok açık.

Film, bir sonuca varmaya çalışmıyor. İki yaşam şeklini de bize gösteriyor. Hangi taraftan olduğu en başından belli olsa da filmin sonunda kahvaltı masasında oturan ve ödevlerini yapan çocukların okul servisini beklemesi ailenin bir şekilde "modern" yaşamın gereklerine dahil olmaya başladığını gösteriyor.

Noam Chomsky'den bir alıntıyla yazıyı bitiriyorum ve nasıl yaşadığımızı ve farkındalık düzeyimizi bir düşünelim diyorum.



Sevgiler, 
Dolunay Surat



31 Aralık 2016 Cumartesi

2016 nasıl geçti ve bir merhaba..Hoşgeldin 2017!

Vuhuu! Bir yıl daha bitiyor be blog... ama yenilik iyidir, güzeldir. Şöyle bir 2016 değerlendirmesi yapalım mı o zaman?


  • 2016 benim için yarım kalan şeylerin bittiği, omuzlarımdaki yüklerin kalktığı bir yıl oldu.

  • Yüksek lisans bitti. Nasıl olacak, "ah bitmiyor!, çok sıkıldım" derken derken bir baktım savunma günü gelmiş ve son. Çok şükür! En büyük rahatlamam bundan geliyor.

  • Yılın yarısında bir süredir sürüncemede olan ilişkim bitti.  Bir defter de böyle kapandı. Olmayan bir ilişkiyi sürdürmektense yalnız olmak çok daha huzurlu.

  • Bu yıl ilk önce vegan oldum sonra vejeteryanlığa geçiş yaptım. Bu konu ile ilgili detaylı bir yazı yazıcam. Nasıl vegan oldum ya da olamadım:) ve vejeteryanlığa geçtim. Şimdilik şunu söyleyebilirim ki bu hayatımla ilgili müthiş bir farkındalık oldu ve beslenme konusunda yaşadığım bilinçlenme yaşam tarzımda önemli değişimleri de beraberinde getirdi.

  • Pilatese başladım bir spor salonunda. Yeterince zaman ayıramadığım ve ulaşım problemleri gibi sebeplerden yıl ortasında bıraktım. Meditasyon yapmaya başladım. Bu yıl özellikle yazın yürüyüş yaptım bolca.

  • Genel olarak sağlıklı beslendim. Kahvaltıyı aksatmamaya çalıştım. Yulaflı kahvaltı bu yıl en sevdiğim kahvaltı oldu. Evde hazırlayıp iş yerimde yanında yeşil çayla birlikte tükettim. Meyve yemeye ve bol su tüketmeye çalıştım. Yıl sonuna doğru annemin gelişiyle 2-3 kilo aldım. Şikayetçi değilim :)

  • Pek hasta olmadım 2016'da. İki 20'lik dişimi çektirdim. Gömülü olanı çektirdikten sonra bi 10 gün şişko yanakla gezdim o kadar. Geçenlerde de aşırı aşırı yaramaz kedim Kimyon hanım sabaha karşı burun kanamasıyla uyandırdı ve hastanelerde vakit geçirdik biraz. Korkuttu bizi ama neyseki iyi şu an. Oradan oraya adeta uçarken bi yere çarpmış olmalı.

  • Bu yıl az film izledim. Sinema ve tiyatroya özellikle yılın 2. yarısında hemen hemen hiç gidemedim tez çalışmalarımdan dolayı.

  • Yine aynı sebeplerden akademik okumalar dışında keyfi kitap okumalarım epey az oldu. Goodreads'ten kontrol ettim 2016 challenge hedefim 25 kitapmış ve ben 8 kitap okumuşum. Bunlar çocuk kitapları ve birkaç kişisel gelişim kitabı. Aradan sıyrılan Orhan Pamuk'un "Kırmızı Saçlı Kadın"ı var. Bunca yoğunluğuma göre yine de okumuşum bir şeyler. Kendimi tebrik ediyorum. ^.^

  • 2016'da bloğa az uğramışım, 20 yazı yazmışım. Bir challenge'a katılmışım.

  • Ankara, İstanbul ve İzmir'e gittiğim bu yıl başka bir yere seyahat etmedim. Halbuki 2016'ya Lviv'de girerken bu yılın bol seyahatli olmasını dilemiştim. Kısmet!

  • Ekonomik olarak borçlarımın azaldığı ve rahatladığım bir yıl oldu. Mutluyum. Az biraz daha öğrenim kredisi borcum kaldı, hepsi bu.

  • 2016'da arkadaşlarımı çok sık olmasa da gördüm. İstanbul'da ve İzmir'de. Yakın bir arkadaşım da buraya geldi ve beni çok mutlu etti. Yeni insan çok tanıdım mı hmm bi düşünelim..pek değil.

  • Kendimden ve hayattan ne istediğimi çözümledim az çok. 25 yaş bunalımı denilen ve ben bu hayatta ne yapacağım sorunsalı yavaş yavaş çözülmeye başladı. Kendimi rahat bırakınca keyif aldığım şeylerin tıpkı bir yapbozun parçaları gibi birleştiğini ve bana kendim ve hayattan beklediklerimle ilgili net bir tablo sunduğunu gördüm.

  • Saçım uzadı. Kahküllülükten hepsi bir boy uzun saça geçiş yaptım. Sade ve etnik (bohem mi demeliyim?) giyimin sevdiğim giyim tarzı olduğu konusunda netleştim. 

  • Bu yıl biraz ev için mobilya eksiklerimi aldım, biraz değil aslında eksiklerimin hemen hepsini tamamladım. Biraz da giyim ve makyaj malzemesi aldım (bkz. makyaj videolarının hayatımıza etkisi:)).

Aklımda kalanlar işte böyle. 2017 hoş gelsin güzel gelsin. Bize yenilikler getirsin. Ben 2017'den çok şey bekliyorum açıkçası, yani 2017'e giren kendimden :)

kaynak



Herkese mutlu yıllar!.
Dolunay Surat

28 Eylül 2016 Çarşamba

uzun zaman sonra yeni bir post olsun mu?

bütün yaz minik bir post bile olmaz mı? yazmadım ama neden sorun bir neden? çünkü çünkü tez. bilinçli bir yazmama durumuydu. dedim ki kendi kendime, "tez bitene kadar ne yeni bir kitap, ne blog, ne gezme-tozma yoook sevgili dolunay surat".

o zaman:




tezim bitince burada balonlar uçacak, yeni yazılar gelecek. az kaldı. 

yakında dönüyorum.

çok yakında.

19 Mayıs 2016 Perşembe

2balık 1kedi'nin tatlı hediyesi ve çekiliş talihlisi bir ben.

Canım 2balık 1kedi'nin çekilişinin bana çıktığını duymayan kaldı mı bilmiyorum ama buradan ona tekrar teşekkür etmek istedim. Çünkü dün bir arkadaşım, "bak sana kargo geldi" diye paketi getirdiğinde ve 2balığın ismini gördüğüme çook mutlu oldum vee paketi açınca ağzım kulaklarıma vardı tabii ki. İşte 2balığın tatlı hediye paketi:



vee içindekiler:



m&m'si yerken çokça Elif'i ve seni andım 2balık. çokça sevgiler.