8 Mayıs 2016 Pazar

Hafta sonunun 2 filmi: Volver ve The VVitch

Sizlere iki güzel film önereceğim. Biri dram, diğeri korku. Henüz yeni bitmişken ilk olarak Volver'dan bahsetmek istiyorum.

Volver, Türkçe'ye Dönüş olarak çevrilmiş. Pedro Almodovar'ın yönetmenliğinde 2006 yılında çekilmiş 120 dakikalık filmin başrolünde Penelope Cruz oynuyor. Pedro Almodovar'ın Konuş Onunla filmini izlemiştim sadece. Bu film de hikayesi farklı olmasına rağmen benzer bir duygusallığa sokuyor sizi izlerken.

Film, aile ve arkadaşlık ilişkilerine odaklanıyor. Raimunda (P. Cruz) ve Soledad anne-babaları bir yangında vefat etmiş 30'lu yaşlarında iki kardeştir. Soledad, eşinden boşanmış, yalnız yaşayan ve evinde kuaförlük yapan genö bir kadındır. Raimunda, Paco isimli bir adamla evlidir ve Paula isminde 15-16 yaşlarında bir kızları vardır. Bir gün beklenmedik bir şey olur.


-spoiler- 
  Raimunda, işten eve geldiğinde kızı Paula'yı yolda kötü bir durumda bulur. Ne olduğunu bir türlü söylemeyen Paula'nın sıkıntısı eve girdiklerinde anlaşılır. Paco, yerde kanlar içinde yatmaktadır. Annesi yokken Paula'ya saldırmış ve tecavüz etmek istemiş, Paula da bıçaklayarak öldürmüştür onu. Sonradan Paco'nun zaten kızın öz babası olmadığını öğreniyoruz. 
-spoiler bitti-

İyi komşuluk ilişkileri dışında kardeşlerin hayatındaki diğer önemli kişi yaşlanmış ve bunamış Paula teyzeleridir. Ziyaret ettikleri günün ertesi günü vefat haberini alırlar. Soledad, cenazeye gittiğinde annesi ona görünür ve Sole eve dönerken bagaja saklanarak onunla birlikte evine gelir. Mahalle halkı annenin hayalet olduğuna inanırken, hikayenin aslında çok farklı olduğunu annenin ağzından öğreniriz.


Filmde erkeklere hemen hemen hiç yer verilmemiş. Kadınların duygusal hallerini çok iyi gözlemlemiş bir yönetmen olarak Almodovar, erkekleri kadınların hayatlarına zarar veren unsurlar olarak ele almış.

2006'da en iyi Goya film ödülünü, Cannes Film Festivali'nde en iyi senaryo, filmin 6 kadın oyuncusu birden en iyi kadın oyuncu ödülünü almakla birlikte film, Oscar Akademi Ödülleri'ne de aday gösterilmiş. 

Hafızalardan silinmeyecek oranda olmasa da keyifli, izlenilesi bir filmdi.

Gelelim diğer filme, The Witch.


Robert Eggers tarafından yönetilen film, 2015 yapımı ve süresi 93 dakika. Klasik bir hikayeyi oldukça sade ve farklı bir üslupla anlatıyor. Bir korku filmi olmasının yanında bir dönem filmi de aynı zamanda. 

17. yüzyılda geçen filmde Püriten bir ailenin yaşam şeklini görüyoruz. Çok katı ahlaki kuralları olan ve inançlarını her şeyin üzerinde tutan yoksul bir aile. William, eşi Katherine ve çocukları Thomasin, Caleb, ikizler Mercy ve Jonas ile bebek Samuel. Aile kasabadan uzak bir çiftlikte kendi hallerinde yaşamaktadır, kendi hayvanları vardır ve bir şekilde geçimlerini sağlarlar. 

Bir gün bahçede annesi Thomasin'den Samule ile ilgilenmesini ister. Kız, kardeşiyle bizim "ce-ee" şeklinde oynadığımız oyunu oynarken ve yüzünü bir kapatıp bir açarken bir anda bebek ortadan yok olur. Cadılığın ve cadı avının hakim olduğu o dönemde geçen filmde, girmenin yasak olduğu ormandaki bir cadı bebeği kaçırmış ve öldürerek kanını gençleşmek için kullanmıştır. Bu olaydan sonra Thomasin'in aile içindeki değeri azalır. İkizler başta olmak üzere annesi de kızı suçlar. 


Bir gün Caleb de Thomasin ile birlikte ormandayken ortadan kaybolur. Aile, gitgide Thomasin'in cadı olduğunu düşünmeye başlar. Thomasin ise ikizlerin şarkılar söyleyerek oynadığı "Black Philip" dedikleri keçinin aslında şeytan olduğunu ve keçi suretinde göründüğünü söyler. 


Öyle aman aman çok korkunç olmasa da sürükleyici ve izlenilesi bir film. 

keyifle, 
dolunay surat.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder