24 Mayıs 2013 Cuma

Viridiana


İnanç,Tanrı kavramı, bunların insan yaşamındaki yeri ve toplumu biçimlendirmedeki etkilerinin yanı sıra sanattaki yansımaları da yüzyıllardır devam ediyor. Bu anlamda mimaride ve resim sanatında çokça kullanılan konulardan biri  İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileriyle yediği son yemek. Bu yazımda bahsedeceğim filmdeki ilgimi çeken durum da  bu sahnenin canlandırılmasıydı (farklı bir yorumlayışla).
Kısa bir girizgahtan sonra filme gelecek olursak; filmin ismi “Viridiana”. İspanyol yönetmen Luis Bunuel’e ait. 1962 yapımı ‘Altın Palmiye’ ödüllü film siyah-beyaz ve süresi de 87 dakika. Filmde bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan Viridiana isimli genç bir kızın yaşadığı olaylar sonucu değişimi ve inancını sorgulama noktasına gelişi anlatılıyor. Viridiana mezun olmadan son bir kez onun eğitim masraflarını karşılayan eniştesini görmeye gidiyor. Halasına aşırı benzerliği sebebiyle eniştesi ona aşık oluyor ve akabinde gelişen olaylar sonucu eniştesi kendini asıyor. Viridiana bu olanlardan sonra çiftliğe,eniştesinin evine yerleşiyor. Etraftaki bütün fakir ve aç insanları eve topluyor; yatacak yer, yiyecek veriyor ve onlara şefkat gösteriyor. Kendini yardımseverliğe adayan Viridiana’ya eniştesinin evlilik dışı oğlu olan ve çiftliğe yerleşen Jorge da aşık oluyor ve o da karşılık alamıyor. Her gece tahta yatakların üzerinde yatan ve sürekli dua eden Viridiana günlerini eve topladığı insanları dindar ve ahlaklı insanlar yapmaya çalışarak geçiriyor. Ancak bir gün bu insanlar ev sahipleri evde yokken içeri girip kendilerine bir ziyafet hazırlıyorlar. İçki içerek kendilerinden geçiyorlar ve evi savaş alanına çeviriyorlar. Eve döndüklerinde Jorge ve Viridiana adamlardan birkaçı tarafından saldırıya uğruyor. Böylece Viridiana’nın insanları ahlaklı ve dindar bireyler yapabileceği algısı yerle bir oluyor. Filmin son sahnesi de Viridiana’nın değişen durumunu açıkça ortaya koyuyor.
Yoksul insanların  büyük bir masa etrafında oturdukları ve ‘Son Akşam Yemeği’ ni canlandırdıkları sahne ve filmin genel akışı din karşıtlığı yaptığı gerekçesiyle çekildiği yıldan itibaren 16 yıl boyunca yasaklanmış. Yönetmen filmde hem fakir zengin ayrımı hem de hayırseverlik-vicdan rahatlaması durumlarıyla kapitalizm eleştirisi yapıyor. Viridiana’nın fakir insanlara yaptığı yardımla kendi iç huzurunu sağlaması ve filmin sonunda o insanların bütün yardımları hiçe sayarak dini unsurlarla dalga geçmeleri sonucunda Viridiana’nın inancının kırılması bu durumu açıklıyor. Dini oteritelerin etkileri ve sonunda reddedilişleri insanın ahlaklı olmasında inancın gerekliliğini sorgulaması açısından önemli bir film diye düşünüyorum. Ayrıca İngmar Bergman sevenlerin filmi kesinlikle izlemelerini tavsiye ederim, ben benzer bir tat aldım çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder