24 Mayıs 2013 Cuma

Gergedan Mevsimi


Kendisini ilk olarak “Kaplumbağalar da Uçar” filmiyle tanıdığım Bahman Ghobadi’nin son filminden bahsedeceğim sizlere. Filmle ilgili olumlu olumsuz yazılmış çizilmiş,oyunculuklarla ilgili de. Oyunculuklarla ilgili benim de eleştirdiğim noktalar var; ancak ben filmi genel itibariyle sevdim. Gerçek bir hikayesi olması,yönetmenin sürgün edilişi ve filmi çekme nedenleriyle ilgili söyledikleri beni epey etkiledi. 
Film, İran islam Devrimi sırasında 27 yıl hapis yatan İranlı Kürt şair Sadegh Kamangar’ın hikayesinden yola çıkıyor. Filmin baş kahramanı Sahel 30 yıl, eşi Mina ise 10 yıl hapis yatıyor. Mina hapisten çıktığında iki çocuğuyla birlikte İran’dan İstanbul’a gidiyor. Tıpkı Sadegh Kamangar’ın ailesine söylendiği şekilde Mina’ya da kocasının öldüğü söyleniyor. 20 yıl sonra hapisten çıkan Sahel ise İstanbul’a giderek eşini arıyor ve hikaye de bu şekilde ilerliyor.
Oyunculuklar açısından beni en çok etkileyen karakter Akbar Rezai’yi oynayan Yılmaz Erdoğan oldu. Özellikle ruju emdiği ve ağlayan gözlerle Mina’ya baktığı sahne çok etkileyiciydi. Yine Behrouz  Vossoughi ve Monica Belluci’nin oyunculukları da oldukça başarılıydı. Beren Saat ise ortalamanın altında bir performans sergilemiş bana göre.
Filmde Sadegh Kamangar’ın şiirleri İranlı bir kız tarafından okunmuş. Şiirler eşliğinde yavaş plan sekanslar halinde akan görüntülerle önceki filmlerinden farklı bir film ortaya koymuş yönetmen. Oluşturduğu hikayede tamamen kendi duygu ve düşüncelerini yansıttığını ve ölmemek için bu filmi çektiğini söylüyor. Şöyle diyor Bahman Ghobadi: “Bir sanatçı bir an önce sanatını icra etmeli, etmezse o zaman ölür.”
‘Öteki Sinema’ programında Bahman Ghobadi’yi izlemek isteyenler şu videodan bakabilir. Ben izleyince kendisini daha bir sevdim, çok net ve samimi buldum.Keyifli izlemeler dilerim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder