11 Ocak 2014 Cumartesi

Büyücü- John Fowles


John Fowles'ın okuduğum ilk romanı Büyücü. Epey sürükleyici ve gizemli bir roman, elimden bırakamadım.
En iyi 20. yüzyıl romanları sıralamasında 93. sıradaymış kitap. John Fowles ilk kez Tanrı Oyunu ismiyle yazmaya başlamış romanı 1950'lerde. Kitap ilk kez 1966'da yayımlanmış.Ben Ayrıntı yayınlarının basımını okudum. Biraz da konusundan bahsetmek istiyorum.

 Nicholas Urfe isminde Oxford mezunu, 25 yaşlarında genç bir adam İngiltere'de bir partide Avustralya'lı Alison Kelly'le tanışıyor ve bir ilişkileri başlıyor, zamanla Nicholas hem ilişkisinin ciddileşmesinden hem de oradaki yaşamından sıkılıp Yunanistan'daki Phraxos adasına İngilizce öğretmeni olarak gidiyor. Oradan da zamanla sıkılmaya başlıyor, uzun yürüyüşlere çıkıyor. Bir gün epey zengin biri olan Maurice Conchis'le tanışıyor ve onun psikolojik oyunlarına dahil olmaya başlıyor. 

Nicholas tam da çağının adamı. Yarı-entelektüel, gündelik yaşamın getirilerinden çabuk sıkılan, kendini edebiyatın ya da şiirin içine dahil etmiş biri, şiirler yazıyor, şair olma hayalleri kuruyor. Conchis'le tanıştığı zaman tam da şiirlerinin ne kadar kötü olduğunu fark ettiği ve hayalleriyle gerçeğin örtüşmediği bir zamana denk düşüyor.

Conchis ile ilgili bilinen en önemli şey ise 2. Dünya savaşı sırasında Almanlara yardım ettiği ve köy halkı tarafından pek sevilmediği. Diğer her şey belli-belirsiz gerçekliği kesin olmayan şeyler. Conchis'in etrafındaki oluşturulan bütün psikolojik oyunlara dahil olan karakterlerle ilgili de aynı şey geçerli, aynı bilinmemezlik ve belirsizlik.

Kitap baştan sona psikolojik bir oyun gibi. Yazar öyle bir noktaya getiriyor ki sizi neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamıyorsunuz, gerçek sandığınız her şey yerle bir oluyor. Nicholas da tanıştırıldığı insanlar, yaşadığı aşk ve diğer bütün oyunlarla akıl sağlığından bile şüphe eder hale geliyor. Hem içine dahil olmak için her şeyi yapabileceği hem de anlayamadığı durumlardan ötürü öfkeli bir ruh haline bürünüyor zamanla. 

Romanı okurken sonunda çok önemli ve büyük bir gerçekliğe ulaşacağınızı düşünüyorsunuz. Yazar ise sonu okuyucuya bırakmış. İki ayrı son var gerçeklik ya da bilinmezlik, sizin yorumladığınız diğer son. John Fowles gerçek sonun ne olduğuna dair birçok mektup almış okuyucularından ancak yine de sonu okuyucuya bırakmış.

Kitapta Shakespeare'in Fırtına oyununa bol bol göndermeler var bir de mitolojik ögelere.

Kitabın bir de filmi çekilmiş 1968 yılında ancak uyarlama başarısız bulunmuş. Woody Allen filmle ilgili "Eğer dünyaya bir daha gelseydim Büyücü'yü izlemek dışında her şeyi aynı yapardım." demiş. Ben yine de izlemek istiyorum. 

Kısacası Büyücü herkes için diyemem belki ama birçok kişi için elden düşmeyecek, müthiş bir kurgusu olan bir kitap. Benim gibi ilk kez John Fowles okumaya başlayacaklar için de ideal bir seçim.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder